Utanıyorummm!
İnsanlar ölürken ben burada kendi duygularımdan önemsiz düşüncelerimden bahsetmekten utanıyorum.
İçim gidiyor,sırf doğarken şanslı doğdum;doğuda değil batıda doğdum diye rahat huzurlu bir şekilde yaşamaktan utanıyorumm.
Çocuk,genç,yaşlı,kadın,erkek ne olursa olsun insanları ölmesinden ve kimsenin ses çıkarmamasından utanıyorumm.
Ses çıkarsam başıma bir iş gelir mi? Acaba özgürlüğüm kısıtlanır mı diye düşünmekten utanıyorumm.
İnsanların herkesi ayırıp bunlar ölmeyi hakediyor ama şunlar haketmiyor diye ayırmalarından utanıyorumm.
Artık herşeyden utanıyorumm.
Nefes almadığım her an utanıyorum.
Der ki büyücüler:Papatya,kırçiçeği ve hanımeli topladıktan sonra ele sinen kokuyu saçlarına sürersen ömrün uzarmış ve yetmezmiş gibi çiçek yüzlü bir yavuklun olurmuş.
27 Ocak 2016 Çarşamba
21 Ocak 2016 Perşembe
AVUNMAK ZOR
Alışamadım geceler uzun
Hep bişey noksan
Alışamadım yatağım dar
İçinde sen yoksan
Karışamadım bu kalabalığa eve kapandım
Konuşamadım
Kime ne söylesem yalandı
Ne yapsam her şey boş
Gelir geçer hayat yine aynı
Yatarım yeniden
Seninle ben ayrı yerde dururken
Sevinemem
Hayat yine aynı yaşarım yeniden
Keder beni terk eder
Ben uyurken resmin hep beni sever
Avunmak zor...
Hep bişey noksan
Alışamadım yatağım dar
İçinde sen yoksan
Karışamadım bu kalabalığa eve kapandım
Konuşamadım
Kime ne söylesem yalandı
Ne yapsam her şey boş
Gelir geçer hayat yine aynı
Yatarım yeniden
Seninle ben ayrı yerde dururken
Sevinemem
Hayat yine aynı yaşarım yeniden
Keder beni terk eder
Ben uyurken resmin hep beni sever
Avunmak zor...
16 Ocak 2016 Cumartesi
ELSA'NIN GÖZLERİ
Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde
Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar
Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım
Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nınGözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.ARAGON
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde
Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde
Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar
Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım
Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nınGözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.ARAGON
4 Ocak 2016 Pazartesi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)