18 Aralık 2016 Pazar

OLSUN



Alırım başımı, başım bir deli nehir
Silerim yaşımı, siler ismimi şehir
Kestirir saçımı kendimi avuturum
Bir gülü kurutur, kurursa unuturum
Bir mektup yazarım, yokluğundan da ağır
Bir kedi alırım, sen de anneni çağır
Ellerin aklımda, sevdan kalbimde kalır
Hep hüsran, hep kahır, söyle artık olsun
 

27 Kasım 2016 Pazar

DİSİPLİN

Sen bana cevap vermedin ya
Ben alışkınım zaten bu tavırlara
Daha kaç kere yaşanacak bu
Nasılsa alışkınım diye kaç kere üzülmem gerekli?

25 Ağustos 2016 Perşembe

ZEIGARNIK ETKİSİ

İlk kez rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından "yarım kalmış, kesintiye uğramış işler tamamlanmışlardan daha kolay ve net hatırlanır" denilerek dillendirilen, bitmemiş ilişkilerimizi neden sürekli hatırladığımızı, yarım kalan aşklarımızı neden unutamadığımızı, üçüncü gününde eve geri dönmek zorunda kaldığımız tatillerin neden daha çekici gözüktüğünü nedenselleştirir etki.
 
Ben şok ben dumur. Hayatımda; bunu okuduğumda anlam veremediğim ne varsa yerine oturdu fakat hala bu etkiden nasıl kurtulabilirim onu bilmiyorum.
 
 

21 Mayıs 2016 Cumartesi

AHLAK!

Elbette hayvanlardan farklıyız; hayır, onlar elbette uzay gemisi yapamazlar, hayır onlar matematikten anlamazlar, hayır tabi ki Shelley gibi romantik şiir yazamazlar.
Lanet olsun!
Siz bir balina gibi yüzebilir misiniz? Kartal gibi uçabilir misiniz? Bir yarasa gibi işitebilir misiniz? Bir kedi kadar güzel misiniz? Bir kedi kadar güzel kokuyor musunuz?
Kimlerin hak sahibi olacağı ve kimlerin hak sahibi olamayacağı, kimlerin topluma dahil olup olamayacağı türünden bir ahlaki evrende kriterimizi akıl olarak belirlemek tamamen saçmadır ve ayrımcılıktan başka bir şey değildir!
Eğer zürafalar insan ırkı kadar geri kafalı, kendini beğenmiş ve önyargılı olsaydı en az 2 metrelik boynunuz olmadığı sürece hiçbir hakkınız olmayacaktı.
Sizi diri kesimle kestikleri, yiyecek olasınız diye kesip biçtikleri, sırf o kadar uzun bir boynunuz yok diye size her türden işkenceyi yaptıkları böylesine emperyalist bir zürafa dünyasında yaşamak ister miydiniz?
İşte bizim ahlaki kodumuz böylesine ayrımcı ve önyargılı.

20 Mart 2016 Pazar

SALLA GİTSİN


Hiç bir zaman dikkat çekmek istemedim. Birileri bana baksın,ilgi üzerimde olsun,en çok beni beğensinler,tüm dikkatler benim üstümde olsun gibi şeyleri hiç istemedim.
Aksine dikkat çektiğimde hep gerilmişimdir. Konsantrasyonum bozulup hep yanlış yaparım. O yüzdendir ki makyaj yapmayı pek sevmem,becerememde zaten ya da minicik etekler giymem, insanların dikkatini çekicek derecede kahkaha atmam,bağırarak konuşmam.
Aslında temelde karşımdaki insanların beni nasıl gördükleri ve ya eksik bir şeyimi farkettiklerinde ne düşündükleri hiç umrumda değil.
Bazen aynaya günde bir kere bile bakmadığım oluyor. Oje sürmeyi severim ama ojelerim bir hafta çıkmış halde bile tırnağımda durabilir pek takmam,kaşlarımı aldırırım ama gecikince kaşlarım çıkmış halde hiç rahatsız olmadan etrafta dolaşabilirim. Saçımı boyatıyorum ve iki ayda dibim çıkmış bir şekilde sokağa çıkabilirim. Çünkü umrumda değil. Diğer insanların beni dışardan nasıl gördükleri hiç umrumda da olmadı. Bende onların nasıl göründüğüne pek takmıyorum. Tabi ki çok güzel kızlar ya da yakışıklı erkekler var ama sadece o kadarlar işte. Sonuçta görünüş, biraz parana kıysan herkes güzel herkes yakışıklı değil mi zaten. Önemli olan iç demicem bu klişe cümleyi kurmıcam :)
Önemli olan kendini nasıl iyi hissettiğin gerisini salla gitsin. Mükemmel miyiz? Hayır değiliz. Zaten bunun farkına vardık mı herşey kendiliğinden gelişiyor. Kendini iyi hissettiğin şeyleri yap,giy ya da sür. Geri kalan herkesin düşüncesini salla gitsin. Sen mutlu ol yeter.

19 Şubat 2016 Cuma

KARŞILIK

Kimse karşılıksız bir şey yapmıyor değil mi?
Köpeğe yemek veriyorsunuz karşılığında size kendini sevdirmesini bekliyorsunuz.
Birini seviyorsunuz ve sizi sevmesini bekliyorsunuz.
Maaşınıza zam alıyorsunuz çok daha fazla çalışmanız bekleniyor.
İlla ki karşılık bekleniyor.
Her zaman her yerde.


27 Ocak 2016 Çarşamba

UTANIYORUM

Utanıyorummm!
İnsanlar ölürken ben burada kendi duygularımdan önemsiz düşüncelerimden bahsetmekten utanıyorum.
İçim gidiyor,sırf doğarken şanslı doğdum;doğuda değil batıda doğdum diye rahat huzurlu bir şekilde yaşamaktan utanıyorumm.
Çocuk,genç,yaşlı,kadın,erkek ne olursa olsun insanları ölmesinden ve kimsenin ses çıkarmamasından utanıyorumm.
Ses çıkarsam başıma bir iş gelir mi? Acaba özgürlüğüm kısıtlanır mı diye düşünmekten utanıyorumm.
İnsanların herkesi ayırıp bunlar ölmeyi hakediyor ama şunlar haketmiyor diye ayırmalarından utanıyorumm.
Artık herşeyden utanıyorumm.
Nefes almadığım her an utanıyorum.

21 Ocak 2016 Perşembe

AVUNMAK ZOR

Alışamadım geceler uzun
Hep bişey noksan
Alışamadım yatağım dar
İçinde sen yoksan
Karışamadım bu kalabalığa eve kapandım
Konuşamadım
Kime ne söylesem yalandı
Ne yapsam her şey boş
Gelir geçer hayat yine aynı
Yatarım yeniden
Seninle ben ayrı yerde dururken
Sevinemem
Hayat yine aynı yaşarım yeniden
Keder beni terk eder
Ben uyurken resmin hep beni sever
Avunmak zor... 

16 Ocak 2016 Cumartesi

ELSA'NIN GÖZLERİ

Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de
Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm
orada bütün ümitsizlikleri bekleyen ölüm
Öyle derin ki her şeyi unuttum içlerinde

Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde
Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer
Yaz meleklerin eteklerinden bulutlar biçer
Göklerin en mavisi buğdaylar üzerinde

Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgar
Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince
Camın kırılan yerindeki maviliğini de
Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar

Ben bu radyumu bir pekbilent taşından çıkarttım
Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde
Bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke
Gözlerin Perumdur benim Golkondum, Hindistan'ım

Kainat paramparça oldu bir akşam üzeri
Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın
Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın
Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri.ARAGON